Zamanın birinde bir köyde bir kör bir topal birde kel vardı. Kör gözünü kaşımadan, kel başını kaşımadan topalda eliyle tutarak bacağını uzatmadan duramazdı.
Bir gün köyün ağası üçünüde yemeğe davet etti ve,
- Eğer yemeğinizi yeyip, çayınızı içene kadar sen gözünü kaşımadan, sen başını kaşımadan, sende bacağını uzatmadan durabilirsen üçünüze de birer kese altın vereceğim, demişti.
Yemeğe oturdular, yemek bitene kadar üçü de tiklerini yapmamışlardı. Çaylar içilirken artık dayanamayacağını anlayan kör;
- Ağam benim bir dedem varmış, çok iyi avcıymış. Tüfeği şöyle bir omzuna koyupta tetiğe basınca taak diye tam 50 metreden bir sineği vururmuş, deyip tüfeği ateşleme bahanesiyle gözünü kaşımıştı.
Bunu fırsat bilen kel,
- Ağam benimde bir dedem varmış, Kasketli Mahmut derlermiş ona. Kafasına şöyle kasketini bir taktımı herkes korkudan kaçacak delik ararmış diyerek dedesinin kasket giyişini anlatırken çaktırmadan kafasını kaşımıştı.
Bacağı epey ağrıyan ve anlatacak dedesi filanda olmayan topal, körle kele şöyle bir bakmış ve elleriyle bacağını tutarak,
- Yalancıya bu girsin mi ulan! diyerek ileri doğru uzatmış.
Tik
Seçmece2 okunma
Henüz oy yokYazdır
