Eskiden fakir bir derviş, bir tekkenin şeyhine kapılanmış, gel zaman git zaman şeyhle araları açılmış, şeyhte fakir dervişi tekkeden kovmuş. Dervişin gideceği yer uzak olduğundan, hiç olmazsa kendisine bir eşek vermesi için şeyh hazretlerine yalvarmış. Şeyhte dervişin son arzusunu yerine getirip bir eşek vermiş.
Derviş eşeğine binip yola çıkmış tam yolun yarısında eşek ölmüş. Zavallı derviş gözyaşları arasında eşeğini gömüp, mezarının başına oturmuş, hem ağlar, hemde bu kadar yolu nasıl yaya gideceğim diye düşünürmüş.
O sırada büyük ve zengin bir kervan geçiyormuş. Dervişe niye ağlarsın diye sormuşlar. Dervişte eşeğinin öldüğü için ağladığını söylemeye utandığı için,
- Ah sormayın burada benim şeyhim Sümbül hazretleri yatıyor, ona ağlıyorum, deyince hemen kervan yolcuları mezarın başına oturup ağlamaya şeyh Sümbülün ruhuna dualar okumaya başlamışlar. Sonrada dervişe bol para verip:
- Aman derviş, Hazreti Sümbül'e yakışır bir türbe yap demişler.
Derviş mezarın etrafını duvarla çevirmiş, üstünü kapatmış derken ziyaretler başlamış gün geçtikçe türbenin ünü yayılmaya başlamış. Hal böyle olunca da ziyaretçiler akın akın gelmeye başlamış, gelenlerde dervişe avuç dolusu para veriyorlarmış.
Derviş türbeyi iyice büyütmüş. Haremlik selamlık yaptırmış, çeşmeler yaptırmış rahat bir hayat yaşamaya başlamış.
Gel zaman git zaman bir gün o civardan dervişin eski şeyhi geçiyormuş. Yol üstündeki bu büyük türbeye uğrayınca vaktiyle kovduğu eski dervişini tanımış. "Bu iş nasıl oldu" diye sormuş. Dervişte başından geçenleri bir bir anlatınca Şeyh:
- Aferin evlat bizim türbede yatanda senin sümbülün babasıdır, demiş.
Sümbül
Seçmece2 okunma
Henüz oy yokYazdır
