Çok çok güzel, alımlı ve bakımlı bir kadın varmış...Feci bir şeymiş yani...Fakat kadının bir kusuru varmış...
Acayip soğan kokuyormuş kadının vücudu...
Bir sürü flörtleri oluyor, büyük aşklar yaşıyor fakat iş tensel temasa ve yatağa gelince, beraber olduğu erkekler kalkıp gidiyor ve onu bir daha aramaz oluyorlarmış...
Vücuttaki soğan kokusu dayanılmazmış...Kadının yaşı da
gün geçtikçe ilerliyor, bir türlü aşk yaşadığı bir erkekle
evlenme noktasına gelemeden o ilişkisi bitiyormuş...
1, 3, 5,10...Bu böyle devam etmiş...Kadın artık bu girdiği bunalımdan sadece bir doktor vasıtasıyla kurtulacağını düşünüp, bir doktora gitmeye karar vermiş...
Çok ünlü bir profesör olan doktor, hikayeyi dinlemiş...
Ve kadına ''sizinle bir izdivaç yapacak, çok yakışıklı, zeki, çevik
ve ahlaklı bir hastam vardı benim bir zamanlar'' demiş..
''Huyu huyunuza, suyu suyunuza, boyu boyunuza uygun karizmatik mi karizmatik bir hastam?'' demiş...
Ve ''geçen yıl beynindeki tümörü alırken, oradaki koku alma
duyularını da almak zorunda kaldık ve hiç koku alamıyor artık?''demiş...''Bu hastamın sizin de hoşunuza gideceğinden ve onunla evleneceğinizden eminim?'' demiş...
Gel zaman, git zaman doktor iki hastasını tanıştırmış birbiriyle...
Gerçekten de doktorun tahmin ettiği gibi, birbirlerine acayip
aşık olup, evlenmişler...
Evlendikleri gün, çok romantik bir balayı gecesi sonrasında
başlamışlar birbirleriyle öpüşmeye, sevişmeye...
Ama ne sevişme...Sevişmenin durulmaz noktasında, en ateşli,
en heyecanlı yerindeyken adam birden kalkmış ve sırtını kadına dönüp yatmış...
Kadın panik halinde "Ne oldu kocacığım sorun ne??" demiş...
Adam da "Bilmiyorum sevgilim önemli bir şey yok ama
gözlerim acayip yanıyor" demiş...
