Mektup Arkadaşı

Hikayeler544 okunma2 paylaşımGönderen: Emine GEZER

John Blanchard banktan ayağa kalktı, askeri üniformasını düzeltti

ve ana terminale giden insan kalabalığını inceledi. Yüzünü değil, ama

kalbini- tanıdığıve üzerinde gül olan kızı aradı. Ona olan

ilgisi 13 ay önce, Florida kütüphanesinde başlamıştı.

Raftan aldığı bir kitabın içindeki yazılar değil ama kenarında gördüğü,

kurşun kalemle yazılmış bir not onu etkilemişti. Yumusak el yazısı

düşünceli bir ruhu ve akıllı bir zekayı yansıtıyordu. Kitabın ön yüzünde,

ilk sahibinin adını farketmişti: Miss. Hollis Maynell. Uzun zaman çaba

harcayarak adresini bulmuştu. New York'ta yaşıyordu. Ona kendini tanıtan

bir mektup yazdı ve yazışmayı teklif etti. Bir sonraki gün II. Dünya Savaşına

katılmak için denize açılmıştı. Sonraki bir yıl ve bir ay boyunca her ikisi

de posta yoluyla birbirlerini daha iyi tanıdılar. Her bir mektup, verimli bir

tarlaya atılan tohum gibi, kalplerinde bir aşk doğurdu. Blanchard bir resim

göndermesini rica etti, fakat o göndermeyi reddetti. Eğer gerçekten kendisi

ile ilgileniyorsa, neye benzediğinin önemli olmayacağını düşünmüştü

Avrupa'dan dönme vakti geldiginde, ilk bulusmalarını kararlaştırdılar:

New York Ana terminali saat: 19:00. "Beni üzerimdeki gülden tanıyacaksın.

" diye yazmıstı kız. Böylece saat 19:00'da kalbini sevdiği fakat yüzünü görmediği

kızı arıyordu. Size Mr. Blanchard 'ın ağzından neler oldugunu yazıyorum:

Genç bir bayan bana doğru geliyordu. İnce ve uzun boyluydu. Sarı saçları

mükemmel kulaklarının arkasından dalgalar halinde sırtına uzanıyordu.

Gözleri çiçekler gibi maviydi. Dudaklarının ve çenesinin narin bir sertliği

vardı ve soluk yeşil elbisesi içerisinde canlanan ilkbahar gibiydi. Gül taşıması

gerektiğini unutarak ona dogru hamle yaptım. Hareket ettiğimde, dudaklarında

küçük kışkırtıcı bir gülümse belirdi ve "Benimle mi geliyorsun, denizci?"

diye mırıldandı. Tamamen iradem dışında ona doğru bir adım daha attım ve

o zaman Hollis Maynell'i gördüm. Tam olarak kızın arkasında duruyordu.

Kırk yaşını geçmiş, gri saçlarını yıpranmış bir şapka altına saklamış

bir kadındı. Şişmandı ve kalın bilekli ayakları alçak topuklu ayakkabıların

içine zor girmişti. Yeşil elbiseli kız hızlı bir şekilde uzaklaşıyordu.

Kendimi ikiye bölünmüs gibi hissettim. Onu takip etme arzum çok güçlüydü

ve aynı zamanda ruhu benimle arkadaşlık etmiş ve destek vermiş kadına karşı

duyduğum özlem de çok derindi. Ve orada duruyordu. Onun soluk, şişman suratı

kibar ve duyguluydu. Gri gözleri sıcak ve parıltılıydı. Tereddüt etmedim.

Parmaklarim onu bana tanitan küçük, mavi eski kitabi sıkıyordu. Bu ask

olamazdi, ama özel bir sey olabilirdi. Belki asktan daha güzel birşey,

mükemmel bir arkadaslik olmalıydı bu. Duyduğum hayal kirikliginin

sesimi bogmasina ragmen, omuzlarimi kaldırıp, onu selamladim ve kitabi

uzattim. "Ben Lieutenant John Blanchard, ve siz de Miss. Maynell

olmalisiniz. Benimle buluşabildiğinize çok sevindim. Sizi yemeğe

davet edebilir miyim?"Kadının suratı toleranslı bir gülümse

ile genisledi. " Bunun ne oldugunu bilmiyorum, oğlum."

Diye cevap verdi."fakat demin yanından geçen yeşil giysili kadın,

bu gülü yakama takmam için ısrar etti. Ve eğer beni yemeğe davet

edecek olursan, caddenin karşısındaki büyük restaurantta seni

bekliyorolacağınısöyledi. Bunun bir çesit test olduğunu da söyledi".

6.3/ 9 · 4 oy

Hikayeler kategorisinden

Hikayeler kategorisinin tamamı »

Rastgele başka bir fıkra »