Lao Tzu

Hikayeler469 okunma4 paylaşımGönderen: Emine Gezer

Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama

Kral bile onu kıskanırmış... Öyle dillere destan bir beyaz atı

varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin

tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..

"Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan

dostunu satar mı" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,

at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar bunak,

bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala

satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.

Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler...

İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş.

"Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu.

Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.

Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı?

Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.

Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez."

Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.

Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş...

Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.

Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.

Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler.

"Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın. Atının

kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu

oldu senin için, şimdi bir at sürün var.."

"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz"

demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.

Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini

henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.

Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz

kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?"

Köylüler bu defa açıkçn ihtiyarla dalga geçmemişler

ama içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler...

Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan

ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış.

Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman

yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.

"Bir kez daha haklı çıktın" demişler.

"Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre

kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.

Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın"

demişler. İhtiyar "Siz erken karar verme

hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş.

"O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.

Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba

ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde

gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez."

Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu

ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan

bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler,

ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri

askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın

kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya

öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.

Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... "Gene haklı

olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık

ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler,

belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının

kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..."

"Siz erken karar vermeye devam edin" demiş,

ihtiyar. "Oysa ne olacağını kimseler bilemez.

Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda,

sizinkiler askerde... Ama bunların hangisinin talih,

hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor."

Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:

"Acele karar vermeyin.

Hayatın küçük bir dilimine bakıp

tamamı hakkında karar vermekten kaçının.

Karar; aklın durması halidir.

Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi,

dolayısı ile gelişmeyi durdurur.

Buna rağmen akıl,

insanı daima karara zorlar.

Çünkü gelişme halinde olmak

tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.

Oysa gezi asla sona ermez.

Bir yol biterken yenisi başlar.

Bir kapı kapanırken, başkası açılır.

Bir hedefe ulaşırsınız ve

daha yüksek bir hedefin hemen

oracıkta olduğunu görürsünüz."

6.0/ 9 · 5 oy

Hikayeler kategorisinden

Hikayeler kategorisinin tamamı »

Rastgele başka bir fıkra »