Sene 1992, üniversite yılları. Anneannemin hac parasiyla zar zor bir
> bilgisayar kapatmisiz ama printer'a para kalmamis. Aksam vakti printer'i
> olan bir arkadasa gidip aleti ödünç aldım, eve dönüp
> proje çiktisi alacagim. Ankara'da her kis oldugu gibi yerler yine
> .Kayıp düşer de alete bir zarar veririm korkusuyla bir taksiye bindim.
> Daha iki dakka olmadan polis çevirdi, taksici kenara çekti, sonra arabadan
> indi, kimligini gösterdi. Ben kucagimdaki cihazin inmemek için uygun
> bir bahane oldugu düsüncesiyle elde kimlik arabada bekledim. Polis
> abi geldi, kapıyı açti, ve aramızda söyle bir diyalog geçti:
> - O ne len ööle?
> - Printer
> - (yanındaki öteki polise dönerek)Ecnebi oolum bu.
> Sonra gülümseyerek kapıyı kapatti, güle güle
> manasina ikisi birden el
> salladilar, tekrar yola koyulduk. 500 metre kadar
> gittikten sonra söför gene kenara çekti, çünkü gülmekten arabayi
> kullanamiyordu.
>
>
> Olay ODTÜ'de geçiyo. Disarda bahar havasi; amfide
> kalkülüs dersi, hem de Ingilizce. Insanlar seçimlerini dooru yönde
> kullanmis olacaklar ki 100 kişilik siniftan anca 15-20 kisi var
> içerde, onlar
> da kâat falan oynuyolar. Bi tek en önde bi kizcaaz dersi
> dinliyo.. Aklına bişey takiliyo hocaya ingilizce soruyo
> Surdaki nevaleyi tekrar anlatır misiniz diye...
> Hoca eyvallah diyo, dönüyo, basliyo bütün konuyu yeniden, ama bu sefer
> Türkçe anlatmaya. Bitiriyo, kiza dönüyo, Şimdi anladın mi diye
> soruyo. Kizdan gelen cevap yarim yamalak bi türkçeyle "Ama
> hocam siz Türkçe Alatiyor ben anlamadi." Hoca dumur, amfi yerlerde...
>
>
> Ders yine kalkülüs. hoca büyük bi sevkle anlatiyo.
> Tamamen konuya konsantre olmuş. ama tebesirinin ufacik kaldigini
> farkediyo.
> uyuklayan bi öörenciye "e hadi çik tebesir bul yan siniftan" diyo. çocuk
> çikiyo harbiden. ama yan sinif diye ayni amfiye diger kapidan giriyo ve
> yine bizim hocaya "hocam Yan siniftan tebesir istiyolar" diyo. hoca da
> derse
> konsantre ya, "ya ben de az önce bi ögrenci gönderdim alsin diye. bizde de
> yok" diyo. çocuk da "haa taam" diyip çikiyo. sonra diger kapidan tekrar
> girip "yokmuş hocam. aa nasi yani ya" diyince hoca da öörenci de durumu
> çakiyolar. inanılmaz ama gerçek.
>
> Devlet tiyatrosundan bi arkadaş, bi oyun için mi
> ne artık, Akçaabat'a gitmiş. Ekip olarak şehir merkezine gelmişler.
> Kafalarini kaldirinca
> koca bir bez afis görmüşler. Söyle yaziyo:
> Ben de sporcunun zeki, çevik ve ahlakli olanini severim.
> AKÇAABAT BELEDIYE BASKANI
>
> Seyyar saticinin biri Anadol pikabiyla biseyler satmak
> için megafonuyla gürültülü bir şekilde bagarmaktadir:
> - Domates, biber, patlican...
> Arkadan trafik polisi:
> -Seyyar satici kenara çek!
> Satici:
> - Annasildi tamam!
>
> Uludag üniversitesi bahar senliklerinde geçiyo olay.
> kalabaliktan uzak bi
> Fakültenin yakinlarindaydik. 100 metre ileriye bi helikopter indi.
> Aletten biri egilerek indi ve bi talebeye yaklaştı.
> takriben 1 dakka konustuktan
> soora adam helikoptere bindi ve tekrar havalandilar.
> biz biraz sasirdik nooluyo diye ama esas bomba o talebeye adamın ne
> sorduunu sorduumuzda inmisti beynimize. Adam adres sormuş
>
> Malum servis söförümüz sikisan trafikte
> haraketedemez halde beklerken (gayetde hakliydi çünkü önündeki arabalar
> kuyruk
> olmustu) arkadan kornaya abanan araç sahibine camdan sarkarak
> "pokemon'muyum lan ben arabalarin üzerinden uçayim"
> diye bağırarak tüm servisi yere yikmisti
>
> Ben... ben... ben... Haftasonu ÜSTÜ AÇIK SAHIN
> gördüm ben... Artık hiç bir Sey beni sasirtamaz
>
> Bodrum'da veya datça'da küçük bi lokantanin
> caminda "23 saat açigiz"
> yaziyodu:)) hizmet hizmet bi yere kadar di mi,
> biraz da kendimize
> zaman ayiralim.
>
> izmir konakta bi köfteci gördüm adam tezgahini
> açmış çig köfte satiyo kocaman da bi tabelasi var önünde fiyatlarin
> yazdigi...Aynen iletiyorum:
> Kampanya...
> TANE: 125 bin
> 2 TANE 300 bin
