Ebediyete Kadar

Hikayeler780 okunma9 paylaşımGönderen: Emine Gezer

Heybeliada'daki Deniz Okulu'ndan mezun olan İsmail Türe, kendi gibi

Gelibolulu olan bir genç kıza kaptırır gönlünü. İki sevgili

parmaklarına nişan yüzüğü taksalar da, birbirlerini çok seyrek

görmektedirler.

İsmail Türe denizaltıda muhabere subayı olarak görevlidir çünkü.

Üsteğmenin aklına harika bir fikir gelir; nişanlısına ışıklı mors

alfabesini öğretecek, Çanakkale'den geçiş yapacakları geceyi

planlı

olduğu için önceden bildirecek ve böylelikle haberleşeceklerdir!..

Boğazı yüzeyden geçmekte olan denizaltının kulesindeki denizciler

sigara içmekte, sohbet etmektedirler. Aralarından birinin heyecanlı

olduğu her halinden belli olmaktadır. Gelibolu kıyılarına

geldiklerinde, karanlık içindeki evlerden birinden bir el fenerinin

yanıp söndüğü görülür: "Seni seviyorum"... Arkadaşları gülümseyerek

İsmail Türe'ye bakarlarken, genç aşık elindeki fenerle sevgilisine

karşılık vermektedir...

Bu olaydan sonra iki sevgilinin aşkı düşmez olur denizaltıcıların

dillerinden. Herkes, haberleşmek için kurulan ışık yolunu konuşur.

Arkadaşları "Evlen şu kızla da, buralardan her geçişimizde

selamlaşmayı bırak artık" diye takılırlar İsmail Türe'ye.

Denizaltının üstünün ve altının bir olduğu yağmurlu günlerde bile,

Çanakkale Boğazı'ndan geçilirken, elindeki fenerle aşk nöbeti

tutan

yakışıklı denizci gözünü bir an olsun ayırmaz Gelibolu

kıyılarından.

Yine bir gün, yirmiyedi yaşındaki Üsteğmen, Çanakkale'den

geçecekleri

gün ve saati, denizaltının uğradığı bir limandan telefonla haber

verir nişanlı

Ege Denizi'nden Boğaz'a giriş yapacaklarını ve en öndeki

denizaltının

kulesinde olacağını bildirir. Genç kızın gözüne her zaman olduğu

gibi,

o gece de uyku girmez. Büyük bir sabırla pencerenin önünde

oturmakta

ve

gözünü hiç kırpmadan denize bakmaktadır. Fenerine yeni pil almış

olsa

da, arada bir yanıp yanmadığını kontrol eder yine de...

Birden, dev bir karartı belirir suyun üstünde. Güneyden gelen bir

denizaltı, penceresinin görüş sahasına girmiştir... Genç kız

pencereyi açar ve gecenin karanlığına uzattığı elleriyle feneri

yakıp

söndürür.

Seni Seviyorum..."

Kulede bulunan denizaltının komutanı Bahri Kunt işareti görünce

gülümser:

Hay Allah, bu kız denizaltıları şaşırdı. Nişanlısının denizaltısı

bizim önümüzdeydi..." Bir anlık tereddütten sonra Birinci İnönü

denizaltısının komutanı Bahri Kunt, yanıt gönderilmezse genç kızın

telaşlanacağını

düşünerek, karşılık verilmesini emreder. Yanındakilerin "Ne diyelim

komutanım?" diye sorması üzerine de

şunları söyler: "ebediyete kadar..."

O gece, Üsteğmen İsmail Türe'nin görev yaptığı Dumlupınar,

Çanakkale

Boğazı'na giriş yapan ilk denizaltı olmuştur. Ama, Gelibolu

kıyılarına

gelmeden, Nara Burnu açıklarında İsveç bandıralı "Naboland" adlı

gemi

tarafından çiğnenmekten kaçamamış ve yaralı bir balina gibi acı

dolu

sesler çıkararak, Çanakkale'nin karanlık sularında kaybolmuştur.

Her şey bir kaç dakika içinde gerçekleştiğinden, arkadan gelmekte

olan

Birinci İnönü denizaltısı Dumlupınar'a çarpan geminin yanından

habersizce geçerek, Gelibolu'ya ulaşan ilk denizaltı olur.

Genç kız, nişanlısından haber almanın huzuru içinde başını yastığa

koyduğunda, genç denizci çoktan dalmıştır "Ebediyete kadar" sürecek

olan uykusuna!..

7.0/ 9 · 3 oy

Hikayeler kategorisinden

Hikayeler kategorisinin tamamı »

Rastgele başka bir fıkra »