Çanakkale Destanı

Hikayeler7.536 okunma94 paylaşım2 favoriGönderen: Emine Gezer

Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da

onlarla Sohbet ediyor, ' Nerelisin?' gibi sorular soruyordu.

Gözleri bir ara, saçının ortası sararmış bir delikanlıya takıldı Yanına

çağırdı ve merakla sordu:

" Adın ne senin evladım?" dedi.

" Ali, komutanım" dedi.

" Nerelisin?"

" Tokatlıyım, komutanım, Tokat'ın Zile kazasındanım..."

" Peki evladım,bu kafanın hali ne?

Saçlarının ortası neden kırmızı boyalı böyle?"

" Cepheye gelmeden önce anam saçıma kına yaktı komutanım. Neden

yaktığını da bilmiyorum."

" Peki dedi üsteğmen. "Gidebilirisin Kınalı Ali."

O günden sonra Ali'nin adı Kınalı Ali oldu.

Cephede tüm arkadaşları Kınalı Ali demekle yetinmiyor, saçındaki kınayı

da alay konusu yapıyorlardı. Kınalı Ali, arkadaşlarına karşı sevecen ve

dürüst tutumu sayesinde, kısa sürede hepsinin sevgisini kazandı.

Bir gün memleketine mektup göndermek için arkadaşlarından yardım

istedi.

" Anama, babama burada iyi olduğumu bildirmek istiyorum.

Ama okumam yazmam yok. Biriniz yardım edebilir misiniz?"

Biri değil, birçok arkadaşı yardıma geldi.

" Sen söyle biz yazalım" dediler.

Kınalı Ali söylüyor, bir arkadaşı yazıyor, diğeri de Söylenenlerin

doğru yazılıp yazılmadığını denetliyordu.

" Sevgili anacığım, babacığım hasretle ellerinizden öperim. Ben burada

çok iyiyim, beni sakın merak etmeyin."

Kız kardeşini, kendinden küçük erkek kardeşinin sağlığını ve hatırını

sorduktan sonra, köydeki herkesin burnunda tüttüğünü ve kimsenin

kendisini merak etmemesini söyledikten sonra, Biz burada var oldukça bilesiniz

ki düşman bir adım bile ilerleyemeyecektir tümcesi ile bitiriyordu.

Tam zarf kapatılırken Ali " iki üç satır daha ekleteceğini" söyleyerek

Mektubun sonuna şunları yazdırdı.

" Anacığım, beni buraya gönderirken kafama kına yaktın ama, Burada

komutanlarım da, arkadaşlarımda benle hep dalga geçiyorlar. Cepheye gitmek

sırası yakında inşallah kardeşim Ahmet'e gelecek, Onu gönderirken sakın

kına yakma saçına. Burda onunla da dalga geçmesinler. Tekrar

ellerinden öperim anacığım."

Gelibolu'da savaş giderek şiddetleniyordu. ingilizler kesin sonuç

almak için tüm güçleriyle yükleniyorlardı. Cephede savaşan askerlerimiz

önceleri birer, birer, sonraları beşer,beşer,

Onar, onar şehit oluyorlardı. Gelen destek güçleri de yeterli olmuyor,

onlarında sayıları giderek azalıyordu.

Gelibolu düşmek üzereydi. Kınalı Ali'nin komutanı bu durum karşısında

çaresizdi. Kendi bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildi. Genç erlerine

insan bedeninin süngü ve mermilerle orak gibi biçildiği bu cepheye

göndermek zorunda kalmaması için Allah'a dua ediyordu.

Komutanlarını düşünceli ve sıkıntılı gören Kınalı Ali ve arkadaşları,

komutanlarına gidip, ondan kendilerini cepheye göndermesini

istediler.Askerlerinin ısrarları üzerine komutanları daha fazla direnemedi ve ölüme

gönderdiğini bile, bile bu isteklerini kabul etmek zorunda kaldı.

Kınalı Ali ve arkadaşları, sevinç çığlıkları atarak cepheye hayır,

bile,bile ölüme gidiyorlardı.

O gün güle oynaya Gelibolu cephesinde ölümle buluşacakları yere koşan

Kınalı Ali'nin bölüğünden tek kişi geri dönmedi. Gidenlerin tümü şehit

olmuştu. Bu olaydan kısa bir süre sonra Kınalı Ali'ye anne, babasından

mektup geldi. Onun yerine komutanı aldı mektubu ve buruk bir ifade ile

okumaya başladı. Cepheye gitmeden önce arkadaşlarına yazdırdığı

mektubuna aile adına babası yanıt veriyordu.

" Oğlum Ali, nasılsın, iyi misin? Gözlerinden öperim, selam ederim.

Öküzü sattık, parasının yarısını sana gönderiyoruz, yarısını da yakında

cepheye gidecek küçük kardeşine veriyoruz. şimdi öküzün yerine tarlayı

ben sürüyorum. Fazla yorulmuyorum da. Sen sakın bizi düşünme."

Babası mektupta köydeki herkesten akrabalarından haberler verdikten

sonra "şimdi ananın sana diyeceği var" diyerek sözü ona bırakıyordu.

Mektubun bundan sonraki bölümü Kınalı Ali'nin anasının ağzından

yazılmıştı şöyle diyordu anası:

" Oğlum Ali, yazmışsın ki kafamdaki kınayla dalga geçtiler. Kardeşime

de yakma demişsin.

Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga

geçmesinler.

Bizde üç işe kına yakarlar;

1 - GELİNLİK KIZA, GİTSİN AİLESİNE, ÇOCUKLARINA KURBAN OLSUN DİYE

2 - KURBANLIK KOÇA, ALLAH'A KURBAN OLSUN DİYE

3 - ASKERE GİDEN YİĞİTLERİMİZE, VATANA KURBAN OLSUN DİYE...

Gözlerinden öper, selam ederim. Allah'a emanet olun

" Ali'nin mektubu okunurken ve çevresindeki herkes onu dinlerken,

hıçkıra, hıçkıra ağlıyordu... "

(Bu mektubun aslı Çanakkale Müzesindedir.)

8.3/ 9 · 38 oy

Hikayeler kategorisinden

Hikayeler kategorisinin tamamı »

Rastgele başka bir fıkra »