Bütün hasretlerim sana
Bütün çığlıkları gözyaşlarım
Su dokunur yüreğime
Tın tın
Günlerim birbirinden uzak.
Sayfalarım yırtık
Her zamanda ölmek zor derlerdi
Bu eylül bir başka iştiyakım var gitmeye.
Hani yoksun
Hani busun
Ne uzaksın ne yakın.
Senden sana söylediğim türküler yaşlı dudaklarımda.
Giderken baktım sadece.
Yüreğimide aldın, bana kalan yaşlarım.
Geçmiş günler bir yumru boğazımda
Hatıralar hiç yıllanmayan bir kevser
Anlıycan buyum şimdilerde
Anlıycan sensiz hiçim.
Ve
Durgunum bugün.
Sana yazacağım bir mektuba mutluyum diye başlamayı ne çok
isterdim. Oysa herşey yalan.
Zamanın ayakseslerini dinliyorum. Ömrümden her düşen bir yaprağa
bakarak iç geçiriyorum. Ne gideni geri getirebiliyor nede gelene hoş
geldin diyebiliyorum. Yollar uzuyor, yazılar uzuyor, kalemler
uzuyor. Duygularım düşüncelerim bir cenderede dökülüyor. Bir firak
yaşıyorum ismi hayat denilen. Bin kere ölmekmiş ayrılığın adı. Doğru
demişler.
Kelimeler lal
Bende sukut ağırlığı
Merdivenler sayısız
Bitmeli ama nerde.
Sürgünümün sona ereceği uzak beldeler.
Sokaklar sevda yanığım
Sensizlik ağırlığım
Hasretini rüzgar okşuyor.
Biliyorum ki bunun sonu yok.
Biliyorum ki sensizliğin ötesi yok.
Saliseler saniyeler seneler
Sensiz ne farkeder.
İklimimde kar toplu yürüyüşler
Ellerim ceplerimde gözlerim buğulu.
Öyle uzak ki varlığın
Öyle yakın ki hasretin
Geçimişin şehrayinleri yaşanır sonbaharlarımda
Tıpkı sen gibi
Tıpkı biz gibi
Ey benim sayham
Ey benim ser-efrazım
İliklerimde bakışların
Bakışlarımda ölüm soğukluğum
Artık uyumuyorum yakamozların arasında
Gönüllü prangalarım
Yarım bıraktığım sensiz yürüyüşlerim
Gri ve siyah...
