BEN ŞAİRİM SEVGİLİM

Şiir505 okunma6 paylaşımGönderen: ibrahim

BEN ŞAİRİM SEVGİLİM

İliklerime kadar kasırgalıyım

Martılar konuyor omuzlarıma

Uğrunda rıhtımlara döktüğüm saçlarımla

Seni istemeye geliyorum babandan

Boynumda ödünç aldığım

Papyonların en kapitalisti, sırtımda toprak kokan

Afrika dan çalınmış elbisemle

En kanlı bir isyanı bastırarak içimde

Seni istemeye geliyorum baban dan

Dökülse de briyantinlidir saçlarım.

Ellerim sandığın gibi hoyrat değildir

Göğsümü gere, gere yürüyorum en son hazırladığın

Deliler kartpostalına, burnumda barut kokusu

Kulaklarımda çığlık hangi köşesinde kim bilir

Çatışan yeryüzünün

Şimşekli bir korkuyla yalıyor bedenimi

Jandarma yangınları yalanlar, vaatler, kelime oyunları

Pankartlar, sloganlar, oksijen tüpleri,

Gözyaşı gölcükleri arasında sessizce geliyorum

Antik villanıza. Baban kabul etmez bilirim

Yüreğimi darphanelerden geçirip başlık parası diye

Sunsam altın tas içinde itiraf ediyorum atalarımdan

Kalan bir avuç sevgiyle geçirdiğimi.

Beceremem yemek pişirmesini, çocuklara bakmasını bir de

Ben şairim sevgilim...

Sensiz günlerin biriktirdiği ayrılık kamburuyla

Uzanıp öpesim geliyor bulutları

Bulutların ötesinde gözlerin seni nüfus kayıtlarıyla değil

Bakışlarınla tanıyor dünya

Gölgende serinliyor çöl mahkumları

Aşkın mesajını alınca yıldızlardan

Rüzgara sormuşsun öz geçmişimi oysa

Göklerdedir benim tarihim.

Sımsıcak bir yaz günü denizi düşler ya insan

Suya dokunuşunu kalbin

Bütün epelerinle sarmışsın beni, vadilerimle boynu bükük

Bir damlanın düşmesini bekliyorum ömrüme

Toprağın mirasçısıyım rüyalarım bu yüzden kuraktır bazen

Bazen buram buram çiçek kokulu

Mevsimlik elbise gibidir zaman giyerken bir yanıma,

Öbür yanım dirilir. Yağmur ölesiye vurgundur bana

Lacivert karanlıklar ülkesinden süzülen

Dantelli bir akşamdır ufuklarıma çöken

Her kirpiğim uzaklarda bir filiz

Her gülüşüm yeşeren bir şeftali çiçeği

Çıkarım balkonuna ateşli duyguların

Şakır bülbülce dilim

Ben şairim sevgilim...

Dudaklarım yanıltmasın her çiçeğe kondurmam

Öpücüğümü. Hep susuzluk değildir taşıdığım

Yıllardır yükünü çektim fedakarlığın belim bu yüzden eğik

Ayaklarım yanıltmasın yeminliyim, giremem her kapıdan

Martılar konuyor omuzlarıma

Hüznün evrensel bir hüzün olduğunu haykırıyorlar.

Martılar en temiz bakiyesidir kirlenen denizimin.

Cemrelidir ellerin, menevişlidir aynalara yüklemişsin nazını

Amansız cephelerde ırmakları nüfuzunla umutlandırıp

Rüyalara ulamışsın lekeli labirentleri, aykırı hayalleri

Gurbetin esrarlı noktalarına çekimlemişsin

Tazeleyip iksirinle ruhumu düşürmüşsün beni sensizliğe

Sana tutundukça sarsılıyorum seni düşündükçe esaretteyim

Soranlara fısıltıyla

Hamal olduğumu söylüyormuşsun

Ben Leyla nın hamalıyım sevgilim bu yürekten daha ağır

Yük taşımadı yeryüzü hamalları

İstiyorsan dökeyim avuçlarına içimin elmaslarını

Yüreğim yakut bir kolye gibi gerdanını süslesin

Gözlerimden zümrüt küpeler yapıp kulaklarına takayım

İpekli yollarıyla gümüş penceresi, kapılarıyla istiyorsan,

Saraylar kondurayım gönlümden

İz bırakmış bronz tenli sevgilileri hizmetçi kılayım ayaklarına

İhtiraslar ihtirasları yutuyor leylak bahçesinde

Duman tütüyor. Senin başladığın yerde bitiyor

Gündüzün gündüzde öldürdükleri.

Ne vakit sancılansam damarlarıma sokuluyorsun

Sonra duyulmadık hakaretlerle tanık oluyorum

Kovulduğuma...

Bir villa girişinden hangi sokağa dalsam

Peşimde adımlarım

Hangi eve yönelsem bir sürgü, bir hıçkırık

Bir ben varım dünyada

Sanki birde yalnızlık

Ama güçsüz değilim

BEN ŞAİRİM SEVGİLİM...!

6.0/ 9 · 10 oy

Şiir kategorisinden

Şiir kategorisinin tamamı »

Rastgele başka bir fıkra »