Av mevsimi

Erotik3 okunma3 paylaşım

Köyün birinde iki genç evlenmişlerdi. Birkaç gün evde balayı geçirdikten sonra köy yeri malum bir çok iş güç vardı. Bu nedenle çiçeği burnunda damat mecburen tarlaya çalışmaya gidiyordu yeni evli ya, çalışırken birden kanı kaynıyor, karısı aklına düşüyor, aklınada düşüncede hemen elindekileri bırakıp köye doğru koşuyordu.
Terslik bu ya tarlayla köyün arası epey uzun bir mesafeydi bu nedenle eve yaklaştıkça yorgunluktan bitap düşüyor, evde birşey yapacak hali kalmıyor, bir çay içip tarlaya geri dönüyordu.
Yılmadı, usanmadı bu işi bir ay boyunca her gün denedi ama nafile, hiç başaramadı. Birgün yine köye doğru koşarken çok samimi bir arkadaşı ile karşılaştı. Arkadaşı,
- Hayırdır, nereye böyle acele acele? Diye sordu.
Damat, durumu olduğu gibi arkadaşına anlattı, arkadaşı:
- Yahu birader senin kafanda hiç çalışmıyormuş.
- Niye be?
- Sizin evde av tüfeği yokmu?
- Var, ne olacak ki?
- Bak arkadaş, akşam yenge ile konuş. Tarlaya giderken av tüfeğinide yanında götür. Aklına yenge düşünce havaya bir el ateş et, silah sesini duyunca o koşarak gelsin. Çünkü kadınlarda yorulma diye birşey olmaz, o gelince de işinizi halledersiniz.
Bunun üzerine adam durumu karısına anlatır ve anlaşırlar. Ertesi gün tarlaya tüfeğini de götürür. Çalışırken karısı aklına düşer ve havaya bir el ateş eder, tüfek sesini duyan kadın koşarak gelir, bir bölgeye çekilip işlerini hallederler.
Bu fikir çok iyi tutmuştu. Aradan aylar geçti, bir gün bu fikri veren arkadaşı ile karşılaşmıştı. Arkadaşı merakla,
- Nasıl? Benim plan işe yaradı mı? diye sordu.
Genç adam derin bir offf offf çekerek,
- Hiç sorma birader ilk başlarda çok iyiydi de şimdi başımız fena halde belada.
- Niye noldu ki?
- Niye olsun birader? Kadın tüfek sesine alıştı ya, av mevsimi başladı başlıyalı bizim karıyı bulamıyoruz.

Henüz oy yok
Yazdır

Rastgele başka bir fıkra »