Üyelik sistemimize üye olursanız;
Beğendiğiniz fıkralardan oluşan bir kategori oluşturabilirsiniz.
Üyeler arasında mesajlaşabilirsiniz.
Arkadaş listenizi yapabilirsiniz.
Fıkralarınızı arkadaşlarınıza yollayabilir, siteye fıkra ekliyebilirsin.

Anasayfa | Rastgele Fıkra | Fıkra Ekle | Anasayfam Yap | Favorilerime ekle | Webmaster


 
 




Varım! [#9727]
VARIM !

Saatlerdir bilgisayarın başında oturuyordu, hala beklediği mail
gelmemişti. Silkindi. Kaç saat olmuştu bilgisayar başına oturalı? Oooo!
İki saatten fazla olmuş, koskoca iki saat? Arkadaşları yemeğe davet
etmişti, Sinan sinemaya, oda arkadaşları ise fal partisine.. Hiçbirini
kabul etmemişti. Şimdi bu ücra internet cafede gelecek o maili bekliyordu.
Daha ne kadar sürecekti? Kim bilir belki, bugün hesabına bile girmemişti,
girmeyecekti? Girse bile yazacağı daha önemli insanlar vardı belki...
Belki de onun ona önem verdiği gibi o, ona önem vermiyordu? Yok canım! O
da en az Sevgi kadar değer veriyordu Sevgi'ye, yazdığı her mesajın
karşılığı ertesi güne geliyor, hadi ertesi gün olmadı birkaç gün içinde
gecikmenin özrünü de içeren mail hesabında bekliyordu Sevgi'yi. Aylar
olmuştu yazışmaya başlayalı, bir kez bile aksamamıştı mailler. Ta ki, bu
haftaya kadar. Hafta başından beri tek bir satır gelmemişti ondan. Tuhaf!
Oysa kendisi yazacak bir şey bulamasa - ki, bu da ayda yılda bir olurdu-
forward edilmiş mesajlar gönderirdi, güzel sözler, fıkralar ya da ufacık
bir e-kart. Üçüncü gün dayanamamış, onu merak ettiğini söylediği bir mail
göndermişti: Heeeey, öldün mü kaldın mı? Haber verseneeeee! diye
şakalaşmıştı üstelik. Ses seda yoktu yine karşı tarafta, beşinci gün
iyiden iyiye meraklanır olmuştu, hatta bir sapığın onun hesabına girip
gelen mesajları ondan önce okuyup sildiğini bile düşünmüştü. İyisi mi
oturup bütün gün bekleyecekti bilgisayar başında, hem içinde de bir şüphe
kalmayacaktı böylece. Bugün sekizinci gün de bitmişti. Yine en ufak bir
yazı bile gelmemişti. Unuttu beni diye geçirdi içinden. "Tabii, ne
bekliyordun ki!" diye kızdı kendi kendine. Alay etti bir süre bu
çocukluğuyla. Hiç görmediği, sadece yazılarıyla, şiirleriyle tanıdığı
biriydi karşıdaki ve hep öyle uzakta öyle bilinmez kalacaktı. Ne
bekliyordu ki? Kendisi de bilmiyordu. Hayalinde bu yazıları yazan kişiyi
bir türlü canlandıramıyordu. Ne zaman gözlerini kapasa sadece bir çift el
görüyordu, klavyenin tuşlarına dokunan güzel parmaklar... Bu elin kime ait
olduğunu görmeye çalışıyor, didiniyor ama hayali bir anda dağılan sis gibi
yok oluyordu. Ertesi gün soluğu yine bilgisayar başında aldı. Bekledi,
bekledi. Birkaç arkadaşından gelen mailleri yanıtladı hemencecik. Aslında
böyle beklemek fena da olmuyordu hani. Zaten tatildeydi yapacak başka bir
işi yoktu, arkadaşlarından çoğu eve dönmüştü kalanlar ise onu çağırsa da o
pek istemiyordu. Bu düşüncelere dalmışken yeni bir mesaj geldi. Hayret
adres pek yabancıydı ona. Biraz tereddüt ettikten sonra yüreği korku
içinde açtı. Mail, "merhaba ben Akın'ın yakın arkadaşıyım. Kendisini
trafik kazasında kaybettik, telefon defterinin arasında sizin mail
adresinizi bulduk ve haber vermeyi uygun gördük. Başımız sağ olsun" diyor
ve devam ediyordu ama mailin devamı onu ilgilendirmiyordu
artık.Okuyacağını okumuştu zaten. Kaçıncı ölüm haberiydi bu, bu kaçıncı
değer verdiği insandı yitip giden? Bazen bütün uğursuzluğun kendinde
olduğunu düşünüyordu. Sonra saçma geliyordu düşündükleri, ama ne
fark ederdi ki, işte çok sevdiği, her gün yazdıklarıyla onun gününe renk
katan o kişi artık yoktu. Kötü bir şaka olamaz mıydı? Ne yapacaktı şimdi?
Beklediği mail gelmiş miydi? Ne yani kalkıp gidecek ve bir daha gelmeyecek
miydi? Bir daha o güzel mesajları hiç göremeyecek bir daha o elleri hayal
edememenin üzüntüsüyle doğruldu. "Cebinden size henüz yollamadığı,
yollamak için doğum gününüzü beklediği bir şiir bulduk. Tıpkı sahibine
ulaşmamış bir mektup gibi duruyordu oracıkta. Aşağıda onun sizin için
yazdığı son şiiri bulacaksınız.


VAR MISIN ? Biliyorum şaşıracaksın Son sözler gibi gelecek kulağına Yoo
yanılmıyorsun. Son sözler bunlar. Bu uzaklığı kaldırmak için ortadan
Sadece bir ufacık his'tik, sen bana ben sana İki satır lâf, iki mısralık
şiirdik Bir gülücüktük Bir soru işareti Oysa daha fazlasını istemek
bencillik mi? Anla artık! Sözler var ama satırlar yetersiz Düşünceler var
ama sayfalar yetersiz. Duygular var ama mısralar yetersiz. Anla artık
biliyorum bir sen var, bir de ben Uzak, uzak yerlerde ayrı, ayrı şehirlerde.
Ama desem ki, sana: Biz demeye var mısın? Desem ki, ne sen olsun, ne de
ben. Bir biz olalım. Var mısın ?

Akın Yıldız

Şaşırmıştı, istemezdi etraftakilerin gözü önünde ağlasın. Hiç adeti
değildi ne de olsa. Oysa Akın hep nasıl hissediyorsan öyle ol başkalarını
boş ver derdi. İşte her zamanki gibi yine dinlemişti onun sözünü. Demek o
da aynı şeyleri hissetmiş, o da artık bu uzaklığı kaldırmak istemişti.
Doğum günü geçmişti, hem de yine bilgisayar başında. Yeni bir yaşa daha
girmişti işte, yepyeni bir yaş, yepyeni umutlar, acılar, mutluluklar. Her
yaş olgunlaştırırmış biraz daha insanı, belki de en çok bu yaşa girdiğinde
olgunlaştığını anlayacaktı yıllar sonra arkasına dönüp baktığında
kim bilir... Akın! Kahretsin, seni şimdiden özledim diyerek hıçkırıklara
gömüldü. Neden sonra eli yanıta gitti. Akın'a geç kalmış bir yanıttı bu.
Sadece tek bir sözcük yazdı : VARIM !


Arkadaşınıza gönderin

   
 


Fikra Bilgi
Beğendiğiniz fıkranın çıktısını alabilirsiniz. Tıklamanız yeterli. Yazdırın  Beğendiğiniz fıkrayı favori fıkralarınız arasına kayıt edebilirsiniz. Tıklamanız yeterli. Favori listenize ekleyin
Gönderen : ibrahim Kategori : Hikayeler
Okunma sayısı 784 Oy veren 5 Puanı 5,6 

Spor Sitesi
www.sporbul.com
Rüya Tabirleri
www.ruyatabirleri.gen.tr
İnternet siteleri rehberi
www.adres.gen.tr
Özel Ders
İstanbul'da Özel Ders


özelders

Hedef Bilgi Toplumu


En son eklenen 10 fıkra
En iyi 10 fıkra
En çok tavsiye edilen
En çok okunan 10 fıkra

  Ana Sayfa | Reklam | İletişim | Hakkımızda
Destekleyenler | Editörler | Site bilgileri
Fıkra Yollama | Kullanım Şartları

2001-2008 © MAN

DVD
spor futbol fenerbahçe beşiktaş galatasaray basketbol


Oluşma süresi 0,0156 sn