Üyelik sistemimize üye olursanız;
Beğendiğiniz fıkralardan oluşan bir kategori oluşturabilirsiniz.
Üyeler arasında mesajlaşabilirsiniz.
Arkadaş listenizi yapabilirsiniz.
Fıkralarınızı arkadaşlarınıza yollayabilir, siteye fıkra ekliyebilirsin.

Anasayfa | Rastgele Fıkra | Fıkra Ekle | Anasayfam Yap | Favorilerime ekle | Webmaster


 
 




Hayatın içinden [#4126]
Çok güzel bir kadındı... Herkes tarafından beğenilen, güzelliğinin farkındabir kadındı. Bu yüzden kimselere kendini layık göremiyordu bir türlü,kimseleri beğenmiyordu. Seneler evvel kızların 'Evde kaldı' damgası yediği yıllarda, o hala bekardı. Bu da umurunda bile değildi.

Sonra o adam çıktı karşısına. Adam bir kere de vurulmuştu kadına. Zatenherkes bir kerede vuruluyordu ona. O hiç yüz vermedi. Adamdan hiç hoşlanmadı. İnatla reddetti sinema ve paket paket çikolataları. Evlilik teklifini reddetmek için ise bir saniye ile düşünmedi. Adam kararlıydı. Aylarca kararından dönmedi. İkisi de uzun süre karşılıklı inatlaştılar.

Karlı bir günde, genç kadının komşusu kapıyı çaldı.
'Çabuk camdan dışarı bak! Seninki dışarıda!'
Genç kadın cama koştu. Adam kapının önünde yatıyordu. Yemin etmişti zaten. Teklifini kabul etmezse kapıdan ayrılmayacağını söylemişti. Genç kadın şaşırdı, şimdiye kadar en inatçı o çıkmıştı. O geceden sonra beraber gezmeye başladılar. O zamanların en lüks gezmesi sinemaya gitmekti. Sık sık sinemaya gittiler. Genç kadın onunla vakit geçirdikçe yüreği ısındı adama. Daha sonra onu sevebileceğini düşünmeye başladı. Aradan geçen günlerde sevdiğini anladı.

Aileler tanıştı. Söz kesildi, nişan yapıldı... Sevgililer muhteşem bir düğünle evlendiler... İkisi de mutluydu ama genç adam daha da mutluydu. Azmiyle başarmıştı her şeyi. Hiçbir şekilde sevgisinden vazgeçmemiş ve yılmamıştı. Genç kadını ikna etmiş ve kendini sevdirmişti. Yirmi sekiz yaşına kadar evlenmemeyi ve etrafın 'Güzelliğine rağmen evde kaldı' dedikodularını göze alan kadını kandırmayı başarmış, üstelik o zamanın çevre erkekleri arasında da büyük bir sükse yapmıştı.

Yıllarca o kadından çocuk istedi adam... İlkönce bir kızları sonra da bir oğulları oldu. İkinci doğumu doktorların 'Eğer hamile kalırsan ölürsün' ikazlarına rağmen doğurdu. Çünkü kocası bir de erkek çocuk istiyordu. Kızı olmuştu bir de erkek de şansını denemek istiyordu. Genç kadın kırmadı onu ve hayatını hiçe sayarak doğuma girdi. Tablo tamamlanmıştı artık. İki çocuk, biri kız, biri erkek... ve ikisi. Çocuklarına çok iyi baktılar. Genç kadın her bakımdan mükemmel bir anneydi.

Çocuklar büyüdüler... Okula başladılar. Babalarını görme fırsatları
olmuyordu çünkü çok çalışıyordu. Senelerce çalışmıştı. Ailesinin her şeyi olması için çabalamıştı... Çocuklar babalarına duydukları özlemle ona daha çok ilgi gösteriyorlardı. Genç kadın genellikle çocuklarıyla yalnızdı. Çünkü genç adam holding olma yolunda ilerleyen bir işiyle fazlasıyla haşır neşir olmak zorundaydı. Hepsi göğüslediler bunu. Onlar tüm hasreti kabul ederken, genç adam eve çok geç saatlerde gelmeye ve evde daha az vakit geçirmeye
başladı. Akşam yemekleri artık beraber yenmiyordu. Bayram gezmeleri anne ve çocuklarla yapılıyordu.

Bir aile için en kötü parçalanma yaşanıyordu... Zaman geçtikçe bu garipliğin nedeninin iş problemleri olmadığı anlaşıldı. Bir sabah küçük kız uyandığında annesiyle babasının mutfakta oturup konuştuklarını duydu.
'Çocukları al ve git. Ben artık boşanmak istiyorum'
'Gitmeyeceğim' dedi genç kadın.
Her şey bitmişti artık. Karısı ve çocukları için kendini parçalayan adam artık başkasına aşık olmuştu. Hatta yedi uzun senedir o kadınla beraberdi. Erkek çocuk istediği zamanlar ilişkileri başlamıştı. İstediği her şeyi elde etmişti artık. Parası da vardı. Baba olmayı da tatmıştı. Senelerce peşinden koştuğu ve ikna etmek için sokaklarda gecelediği kadınla evlenmişti. Çocuklar babalarını o evde yalnız bırakıp gitmek istedilerse de anneleri ısrarla gitmedi. Bu kadar kolay gönderemezdi onu evden... Tam bir sene bekledi. Kocası iflas edip diğer kadın onu bırakıncaya kadar.

Adam beş parasız, kırık kalple eve döndüğünde artık baba diye koşacak çocuklar evde yoktu. Çocuklar konuşmuyordu onunla... Karısı mümkün olduğunca soğuk ve mesafeliydi... Her şey bitmişti aslında. Geriye kalan sadece onların dışardan bir aile olarak görünmesiydi. Oysa adam bu aileyi seneler evvel parçalamıştı.
Karısı onu kızı ve oğlu evlendiğinde ve ilk torunlarını kucaklarına
aldığında affetti. Çocuklar ise hiç affetmediler. En güzel yıllarını böyle bir duyarsızlıkla, yaşadığı aşk için minik kalplerini kırarak yaşattığı için hiç affetmediler... O yüzden ikisi de çocuklarına umutla ve sevgiyle bağlılar. Torunlar dedelerine tutkuyla bağlılar. Dedeleri, çocuklarına gösteremediği tüm şefkati onlara veriyor var gücüyle... Daha önce kırdığı iki minik kalbin yavrularına sevgiyi yaşatarak, acısını dindirmeye çalışıyor.

Arkadaşınıza gönderin

   
 


Fikra Bilgi
Beğendiğiniz fıkranın çıktısını alabilirsiniz. Tıklamanız yeterli. Yazdırın  Beğendiğiniz fıkrayı favori fıkralarınız arasına kayıt edebilirsiniz. Tıklamanız yeterli. Favori listenize ekleyin
Gönderen : Pınar Keşkek Kategori : Hikayeler
Okunma sayısı 2300 Oy veren 28 Puanı 7,14 

Spor Sitesi
www.sporbul.com
Rüya Tabirleri
www.ruyatabirleri.gen.tr
İnternet siteleri rehberi
www.adres.gen.tr
Özel Ders
İstanbul'da Özel Ders


özelders

Hedef Bilgi Toplumu


En son eklenen 10 fıkra
En iyi 10 fıkra
En çok tavsiye edilen
En çok okunan 10 fıkra

  Ana Sayfa | Reklam | İletişim | Hakkımızda
Destekleyenler | Editörler | Site bilgileri
Fıkra Yollama | Kullanım Şartları

2001-2008 © MAN

DVD
spor futbol fenerbahçe beşiktaş galatasaray basketbol


Oluşma süresi 0,0313 sn