![]() |
|
Asker
Av Avcı
Çocuk
Deli
Doktor
Erzurumlu
Hayvanlar alemi
İngiliz Alman Türk
Kadın Erkek (Çapkın)
Kayserili
Mühendis
Nam-ı Kemal
Nasreddin Hoca
Okul Öğrenci
Politika
Sarhoş
Sarışın
Spor Fıkraları
Sex Fıkraları (Erotik)
Temel
Diğer fıkralar
Şiir Komik Yazılar Komik olaylar Hikayeler Genel kültür Korkunç olaylar Duvar yazıları Normal Fıkralar
Küfürlü Fıkralar
Belaltı Fıkralar
|
__Neden ?.... Neden diye başlayan bir soru, cevabının ardında binlerce kelimenin gizli olduğunu kendisi de biliyordu, ama yinede o gizemli kelimeyi kullanmadan edemedi. Aslında neden o isimle hitap edilmek istediğini iyi biliyordu. Ancak bir daha neden'e neden olan nedeni duymak, bilmek istiyordu. Belki önceki nedenden bir başka bir neden vardır diye düşünüyordu. Küçük bir ihtimal olsa da yine içine küçük bir umut doğdu ve o gizemli kelimeyi kendisine sordu. Güneş batmak üzereydi, sahilde sadece onlar vardı, akşam üstü sahilde kimseler yoktu. Bir birinin elini kenetlenmişti, daha da parmaklarınızı avuçlarında sıkarak yürüyorlardı. Şaziye hiçbir şey demeden o gizemli kelimeyi sorduktan sonra, eğer vereceği cevap daha önce verdiği cevapla aynıysa hiç de duymak istemiyordu. Bir daha ne kendi yüreğini sızlatmak nede kanayan Ahmet'in yarasını bir kez daha kanatmak da istemiyordu. Unutmaya yüz tutmuş, hayatının en güzel günleri cehenneme çeviren o anları bir kez daha Ahmet'e hatırlatmak da istemiyordu. Ama içinde büyüdükçe büyüyen bu kuşkunun nedeni de öğrenmeden edemiyordu. Şaziye uzun zamandır içini kemiren, hiç yüzünü görmediği ama Ahmet'in kendisiyle konuşmadığı süre içinde bütün kalbi onun olduğu kişiyi kıskanıyordu. Hiçbir zaman cesaret edip de kendisiyle bu konuyu konuşmamıştı o ana kadar ve hiçbir güç Ahmet'in onun duygularından arındıramayacağını da iyi biliyordu. Ne zaman kendisine "sana evin diyebilir miyim" sorulduğun da kendisi bunun nedeni biliyordu, ama yinede sormadan edemiyordu. Belki bir gün gerçeği söyler diye. Ancak o güne kadar Ahmet var olan gerçeği hiç söylemedi. İçinde alevlenen ateşiyle kavuran yüreklerini Şaziye'ye göstermedi. Aslında kendi derdiyle onu üzmek de istemiyordu. Şaziye kendisini sevdiğini iyi biliyordu. Sevmenin de ne demek olduğunu da iyi biliyordu. Bir başkası için yüreği yandığı kadar, Şaziye'nin de yüreği onun için yandığını da iyi biliyordu. Bu nedenle asla gerçeği o ana kadar söylememişti. Hep aynı cevap ve gözlerini Şaziye'nin gözlerinden kaçırarak. Kaçamak cevap vermişti. __Ben bu ismi seviyorum. __Başka bir nedeni yok mu. __Sevmekten başka ne neden olabilir ki. Şaziye bütün cesaretini topladı. O anda her şeye hazırdı. Bu nedeni öğrenmek bahasına Ahmet'i yitirmeye de hazırdı. __Ben hazırım. Eğer sende hazırsan anlatmaya başla. Her kimse Evin, biliyorum aramıza beden olarak girmez. Ama duyguları ise her zaman yanımızda, evimizde, hatta yatağımızda olduğunu biliyorum. Artık onunla tanışmak istiyorum. Sahil boyunca hiç konuşmadan yürüdüler. Ahmet hiçbir şey söylemek istemiyordu. Aynı zamanda bu kadar karışık olan bir konuyla ilgilide hiçbir şey de anlatmak da istemiyordu. Uzun yıllar yüreğini inciten, gecelerini uykusuz geçirmesine neden olan sevdayı nasıl anlatabilirdi ki, o anda kendisine aşık olan kişiye. Ama Şaziye sessizliğe bürünerek onun açıklama yapılmasını bekliyordu. Şaziye onun açıklama yapmasını beklerken Ahmet de kafasında bin bir fikir geçiriyordu. Bilemiyordu nereden başlayacağını. Evin ile o kadar karışık şeyler yaşamıştı ki. Bir tarafta hayatının en güzel duyguları onunla paylaşmıştı. Bir yanda da hayatının en karanlık ve yalnızlık içinde avazı çıktığı kadar bağırdığı geceleri onun hayalıyla yaşamıştı. Hayatının en belirgin şeyleri Evin ile yaşadığı için, hangisini anlatmaya başlayacağını bilemiyordu. "İyi tarafını mı yoksa kötü tarafını mı anlatayım" diye düşünüyordu. İyi tarafını anlatırsam, Şaziye kıskanır ve onunla geçireceği her an kıskançlık duygularıyla yaşayacağını düşündü. Kötü taraf ise; asla Şaziye kendisine inanmayacağını düşünmeye başladı. Uzun bir yürüyüşten sonra, artık karar verdi. Anlatacaktı her şeyi. __Gerçek anlamda ilk aşık olduğum kızdı. Pek güzel sayılmazdı, ama gönül bu bir kere sevmişti. Seviyordum, kendisi de beni seviyordu veya ben öyle sanıyordum. Onsuz bir şeyi düşünemiyordum. Aslında onunla gelecekte bir planım da yoktu. Onu yitirmek hiçbir zaman düşünemedim. Her zaman benim olduğunu ve yanında olacağını düşünüyordum. O kadar seviyordum ki, hiç düşünmeden hayatımı onun uğrunda verebilirdim. Derken bir gün ailesi bizim ilişkimizi uygun görmedi ve ayrılmamız gerektiğini kendisine söylediklerinden haberim yoktu. Nerden bilebilirdim ki, yaşantının en karamsar günlerin beni beklediğini. Bundan sonra kendisinin bende bıraktığı acı izlerle yaşayacağımı nereden anlayabilirdim ki. Neden ise aslında hem çok basitti hem de belirgin di. Kendisinin zengin olmasıydı. Onun için zenginlerden nefret ediyorum. Tanıştığımız ilk gün bu nedenle sana sordun zengin misin. Sende yanlış anladın ve benim zenginleri aradığımı düşündün. __Evet öyle düşünmüştüm. __Ondan sonra tahmin edersin işte, uykusuz geceler. Zamansız kabuslar, gündüzü olmayan geceler. Yarını olmayan düşünceler. Hayatımın en zor anlarını en büyük kabuslarını yaşadım. Yıllarca cep numaramı değiştirmedim, hep aynı numarayı uzun süre kullandım. Sadece belki bir gün arar diye. Yanlışlıklada olsa numaramı çevirebilme ihtimalini düşünerek hep telefonumu açık tuttum ve numaramı değiştirmedim. Uzun süre arar "seni seviyorum" diyeceğini bekledim. "Seni seviyorum" diye bilmesi için neleri vermezdim ki, her şeyimi verirdim hiç düşünmeden. O kadar istiyordum ki o kelimeyi ondan duymayı hayatımı bile verirdim hiç düşünmeden. Uzun yıllar bekledim demedi, aramadı da. ayrılmamızın nedeni ailesinin baskısı mı yoksa bir başka birimi bunu da anlamadım, anlayamadım. Kendisi de söylemedi, bende sormadım, soramadım. Sadece ayrılığı kabul etmedim o kadar. Hep onunla karşılayacağım anı bekledim. Şaziye en korktuğu andı işte o an, bir daha karşılaşırlarsa, o kadar büyük olan aşklarının tekrar canlanması ve o kadar büyük bir aşkla sevdiği Ahmet ile onun arasına girmesi düşüncesine kapıldı. Aceleyle hemen sordu. __Bir daha onunla karşılaşmadın mı. __Bir gün otobüsün içindeydim, sabah erken olduğu için aracın içinde fazla kimse yoktu, çok dalgındım ve bir anda birinin kucağıma bir bebek bıraktığını gördüm. irkildim!. Kafamı kaldırdığımda karşımda Evin duruyordu. Bebek onundu ve benden değil bir başkasındaydı. Aklıma gelen tek şey, bu bebek bizim olabilirdi..Ama benim değildi. Evin de artık benim değil, bir başkasının olmuştu, hem de bir bebek vererek. Şaziye bunları duyduğunda hem çok sevindi, hem de içi bir acıyla burkuldu. Sevdiği adamın böyle bir acı yaşadığına üzülüyordu, aynı zamanda artık hiçbir nedenle Evin onun ile sevdiği kişinin arasına girmeyeceğini de iyi biliyordu. Evin bir başkasının olmuştu, tüm ruhuyla, beyniyle, hayatıyla hata bebeğiyle. Bunu iyi biliyordu, asla Ahmet ile Evin bir daha kavuşmayacaklarını da. Tamamen beyninden silmek için artık başka Evin veya Evin'leri sevmek istediğini anladı Şaziye. Onun için kendisine Evin demek istiyordu. Onunla yaşadığı her şeyi, ama her şeyi unutmak istediğini iyi anlıyordu. Bundan böyle kendisine ait olacağını düşündü, hem de tüm benliğiyle. Evin'e olan aşkı hiçbir şeyin bitiremediğini, ne ailesinin çıkardığı engeller, onları ayırmak için yaptıkları baskılar, uykusuz geçirdiği geceler, kabus dolu anlar, nede yarını olmayan günler. Sadece o küçük bebek Evin'e olan aşkını bitirmişti. Babasının başaramadığı şeyi, küçük bebeği başarmıştı. Artık Evin aralarında olmayacağını iyi biliyordu. Şaziye iyice Ahmet'e yaklaştı ve başını onun göğsüne gömdü, ağlayan bir ses tonuyla. __Evet bana Evin diye bilirsin. Acılarına teselli olacaksa, senin için Evin de olurum. Çürümeye yüz tutmuş duyguların arasında, sadece kendisine tek bir şey hatıra kalmıştı, Evin. Evin olurum demekle, Evin olunmuyordu, Evin demekle, Evin de olmayacaktı. Bunu ikisi de iyi biliyordu. Arkadaşınıza gönderin
Fikra Bilgi
Spor Sitesi
www.sporbul.com
Rüya Tabirleri
www.ruyatabirleri.gen.tr
İnternet siteleri rehberi
www.adres.gen.tr
Özel Ders
İstanbul'da Özel Ders |
Ana Sayfa | Reklam | İletişim | Hakkımızda 2001-2008 © MAN |
Oluşma süresi 0,0313 sn